Sürekli günleri yazmaktan, saymaktan çok sıkıldım. Düşünmekten yoruldum. İnsanlardan bunaldım. Zamanın geçmesi için verdiğim boş çabalardan daraldım. Bana yapılanı ve beynimi kemiren sorularla uğraşmaktan, cevaplarını arayıp cevapsız kalan soruların ortasında kalmaktan çaresiz kaldım. Dışardaki hayata bakmaktan gözlerim yoruldu. İçerdeki insanlara bakıp "bunlar nasıl davranıp, nasıl böyle konuşuyolar" deyip,onları düzeltmeye çalışmaktan sıkıldım. Etrafımı yaşanır bir hale getirmeye çalışmaktan yoruldum. Kitapların sayfaları arasında boğuldum da yine bu psikolojiden çıkamamaktan yoruldum. Nöbet yerlerinden evleri izleyip "ben de bir gün çıkacağım" cümlesini kurmaktan sıkıldım. Boynuma bir ip bağlayıp belli saatler içerisinde belli yerlerde ve belli olasılarla, zamanım dolunca o iple geri çekilmekten sıkıldım.
"Yoruldum, sıkıldım, daraldım, çaresiz kaldım" her cümlemin sonunda bu kelimelerin olmasından da gına geldi...
Öyle tuhaf şeyler hissettiriyolarki..En son hissettiğim şu mesela: Ben yaşamın olduğu ama hayatın olmadığı bir yerdeyim. Bir gezegendeyim. Dışarıyı izleyebilme özgürlüğüm var, orayı düşünebilme özgürlüğüm var ama erişebilme imkanımın olmadığı bir gezegen. Korkular gezegeni yaşadığım yerin adı (ne kadar yaşanılır tartışılır) Ne istiyorsan yapamadığın, ne arıyorsan bulamadığın yer burası. Sonsuz bir boşlukta, sonsuzluğa en yakın olan yer ve burada da en unutulan yerdeymişim gibi. Hiçbir lüksünün olmadığı ve olamayacağı yer, cehenneme ramak kalmış yer. Bunların hiç birini abartmıyorum emin olun. Tüm bunlar yetmezmiş gibi düşünceler, düşünmeler. Farklı gezegenlerde olan sevdiklerini düşünmeler, düşünmeler... Söylenilen yalanlar... Yapılan yanlışlar... "Ben ne yaptım da bunları yaşatıyosun bana" isyanları...
Aslına bakarsanız tüm bu gezegen ve içinde yaşanılanlar boş biliyor musunuz? Sesini duyupta mutlu olduğun insanlardan gelecek sıcak ve içini okşayan bir kaç güzel kelime yukarda yazılanların hepsini bir anda silip atabiliyor o derece de enteresan duygular tuhaf bir yaşam çabası içindeyim. Tüm bunları aksi olup da üstüne bir de yalan gelince ve sen bu yalanla bu gezegende kalıyorsan ki hep yalnızsın, gel de çık yada çıkabileceğini düşün bu gezegenden. Sonra bir an düşün ve de ki "neden bu kadar düşünüp de kendimi hırpalıyorum" ama bu cümlenin yeri tüm düşüncelerinin arasında çok kısa bir yere sahip. O yüzden bırak kendini gezegeninin yaşam biçimine ve düşünmemeye çalış. Her şeyin güzel olacağını düşün ama nasıl olacağını düşünme yoksa sil baştan dalarsın...
Bilmiyorum işte böyle bir ruh hali içindeyim. Yaşadıklarım, yaşattığı sevinç yine yaşattığı sarsıntı ki derin sarsıntı içinde ve geçmek bilmeyen dakikalarla yüz yüzeyim. Şimdi dışardan bakıp diyorsunuzdur "zaman geçiyor baksana 48 kaldı" o 48 bana ne acılar yaşattı ne darbeler vurdu biliyor musunuz? Artçıları geçti büyük sarsıntısı yetti!
Bir süre sonra görüşmek üzere dünyanın yalan insanları... Bir süre sonra görüşmek üzere dünyanın güzel insanları... Bir süre sonra yarım kalan bişeyi tamamlayacağım insan... Bir süre sonra görüşmek üzere...
Korkular gezegeninin, düşüncelere boğulmuş adamı...
19 Mart 2011 Cumartesi
61 Sisli
Dün gece sislerin arasındaydım, tek başıma. Dumanların içinde dumanlıydım. Bir anda sisli havayı askerlik ve güzel havayı özgürlük gibi hissettim. Etrafa baktım göz gözü görmüyodu, gördüklerim ise yetmiyordu beni burdan uzaklaştırmaya. Daldım sisli havada ışıklara yani tek gördüğüme. Düşünemiyodum hiçbir şeyi. Bir süre öyle devam ettim ve sonra dedimki neden düşünemiyorum yoksa o yetimi de mi kaybettim. Düşünürken neden az önce birşeyler düşünmediğimi düşündüm :) Sonra malum 61 günü düşünmekten alıkoyamadım kendimi. Önce 61 günü sonrada geride kalan 94 günü düşündüm. Burada geçen zaman içinde neler yapmışım ne şekilde zaman geçirmeye çalışmışım ama geçmiyor! Şimdi diceksiniz 94 gün geçmiş ne alaka böyle diyosun. Zaman bu bir şekilde geçiyor önemli olan vakit ilerlerken sende bıraktığı izlerdir, bence. Doğduğumdan beri 27 yıl geçti ama 12 Aralıktan beri 94 gün nasıl zorlu geçti anlatamam. Başıma gelmeyecek şeyler geldi, nefret ettiğim şeylerle yüzleştim, yapmayacağım şeyler yaptım, yemeyeceğim yemekleri bile yemeye çalıştım :) Yazmak tek çıkar yolum oldu. Yazdıkça başıma gelenleri hatırlıyorum, hatırladıkça günlerin geçtiğini anlıyorum. Ama bıraktığı izleri hala anlayamıyorum ki eminim özgürlüğe kavuşamadan da anlayamicam. Sisli bir gecede yaşadım tüm bu yazılanları. Tekrar görüşürüz, ama ne zaman bilmiyorum...
7 Mart 2011 Pazartesi
tekrar güle güle
yarın bu saatlerde hücremde olucam. gitmeden son bir şeyler yazmak istedim. yine 4 saatmiş gibi geçen 4 koca gün ama ne günlerdi! ben tahminlerimin doğruluğundan yorulmaya başladım. bazen diyorum kendi kendime acaba doğaüstü bir güce mi sahibim? ama ben, kendimi bildim bileli "doğaüstü gücün olsa ne olmasını isterdin ?" sorusuna hep "zamanı durdurup, ileri-geri almak" yanıtını verirdim. çünkü o güce sahip olsaydım yaşanan kötülüklerin önüne geçeceğimi düşünürdüm. ama bende doğruluk olasılığı yüksek tahmin yeteneği var ve bundan kurtulmak istiyorum. hayatımı etkilemeye başladı ve insanların yalanlarını anlamaktan yoruldum. o yüzden diyorum belki de bu zamana ait değilim diye. şimdi gidiyorum ve tekrar geldiğimde yalansız olmasınuı ümit ediyorum.günler,haftalar belki de aylar sonra görüşmek üzere yalansız dünya...
3 Mart 2011 Perşembe
okumayin!
hic blog yazipta okunmasini istemediginiz oldu mu? ya da bu dunyada bir esinizin olmadigini dusundugunuz? yada daha da abartiyim bu dunyada eger bir peygamber varsa onun siz oldugunuz dusuncesi olustu mu hic beyninizde? yada bile bile lades dediginiz? yada hapishanedeyken beyninizi kemiren dusuncelerin sartli tahliye gibi bir seyle serbest kalip, disari ciktiginizda bu kemiren dusuncelerin gercek oldugunu gordugunuz ve daha sonrasinda tekrar iceri alinip hucreye gireceginiz hem de bu gercekle? ben eminim bunlarin hepsi basiniza gelmistir ama hepsi ayni anda ayni donemde yada ayni gun icinde olmamistir.. eger olduysa zaten yazabilecek tek insan sensin!
cok sevdigi bi sozum vardi "bazen dakikalarla kavga ederken bazen gunlerle arkadas oluyordum" degistirmenin zamani geldi "bazen dakikalarla kavga edip gunlerle arkadas oluyordum ya artik aylarla kavga edip kimseyle arkadas olamiyorum" begendin mi bakalim bu sozumu de?
su an 2 bucuk aydir hayalini kurdugum yerde hayalini kurdugum insanlayim (yanlis anlasilmasin hayalimdeki hep o idi sadece hayalini kurdugum andayim) ve yapmam gereken hayallerimi gerceklestirip o yemek yaparken arkasina gecip dunyanin en guzel yanagina opucuk kondurmak, sarilarak..ama ayni kutuplu miknatislar gibi itiyor beni.
beni tekrar cekebilmesi icin ne istemeliyim, ne istesem de yapar mi acaba? peki ben o hucredeyken nasil uyucam? nasil rahat rahat yurucem? nasil gunlerimi geciricem? nasil bu bedenin yasamina devam edebilmesi icin yardimci olucam? nasil nefes alicam ya nasil?
bundan sonraki cumlelerim sana Tanrim. lutfen artik ugrasilmasin benle. ben ne istediysem tersinin verilmesi neden? ben bi insana ki ilk insana adamisken kendimi neden bunlarla yuzlestiriyorsun beni? ben insanlardan duydugumda kusma derecesine geldigim seyleri bana neden yasatiyosun? bak bu cumlemi artik lutfen uygula ya beni bir daha istemedigim seylerle karsilastirmayin yada beni yanina al orda bunlari izliyim lutfen... vazgectim istegimden daha dogrusu karsilastirma istegimden digerini yap ve al yanina bu lanet dunyayi icindeki pislige batmadan izlemek istiyorum yukardan!!
ben simdilik gidiyorum ama tekrar gorusmek istemiyorum cunku yukari senin yaninda bu olanlari izlemek isteyerek gidiyorum. kendinize iyi bakin ve bu dunyanin pisligine bulasmamaya, bulasanlardan da uzak durmaya bakin yoksa caresiz hastaligin pencesine dusmus olursunuz eger kalacak olursaniz sans yaninizda olsun.
cok sevdigi bi sozum vardi "bazen dakikalarla kavga ederken bazen gunlerle arkadas oluyordum" degistirmenin zamani geldi "bazen dakikalarla kavga edip gunlerle arkadas oluyordum ya artik aylarla kavga edip kimseyle arkadas olamiyorum" begendin mi bakalim bu sozumu de?
su an 2 bucuk aydir hayalini kurdugum yerde hayalini kurdugum insanlayim (yanlis anlasilmasin hayalimdeki hep o idi sadece hayalini kurdugum andayim) ve yapmam gereken hayallerimi gerceklestirip o yemek yaparken arkasina gecip dunyanin en guzel yanagina opucuk kondurmak, sarilarak..ama ayni kutuplu miknatislar gibi itiyor beni.
beni tekrar cekebilmesi icin ne istemeliyim, ne istesem de yapar mi acaba? peki ben o hucredeyken nasil uyucam? nasil rahat rahat yurucem? nasil gunlerimi geciricem? nasil bu bedenin yasamina devam edebilmesi icin yardimci olucam? nasil nefes alicam ya nasil?
bundan sonraki cumlelerim sana Tanrim. lutfen artik ugrasilmasin benle. ben ne istediysem tersinin verilmesi neden? ben bi insana ki ilk insana adamisken kendimi neden bunlarla yuzlestiriyorsun beni? ben insanlardan duydugumda kusma derecesine geldigim seyleri bana neden yasatiyosun? bak bu cumlemi artik lutfen uygula ya beni bir daha istemedigim seylerle karsilastirmayin yada beni yanina al orda bunlari izliyim lutfen... vazgectim istegimden daha dogrusu karsilastirma istegimden digerini yap ve al yanina bu lanet dunyayi icindeki pislige batmadan izlemek istiyorum yukardan!!
ben simdilik gidiyorum ama tekrar gorusmek istemiyorum cunku yukari senin yaninda bu olanlari izlemek isteyerek gidiyorum. kendinize iyi bakin ve bu dunyanin pisligine bulasmamaya, bulasanlardan da uzak durmaya bakin yoksa caresiz hastaligin pencesine dusmus olursunuz eger kalacak olursaniz sans yaninizda olsun.
19 Şubat 2011 Cumartesi
85
Uzun süreden sonra yine karşındayım..Bügunden sonra ya 85 ya da 30 var tamamen özgürlüğümü kazanmama.Burada yaptığım şeyin bir amacı var biliyor musunuz? Minik tek amaç. O'na kavuşmak burdaki yegane amacım diyebilirim. Nasıl günler mi geçiriyorum? Oldukça zor günler geçiriyorum ama bu zor günlerin içerisinde, o lanet mavi ahizeli telefondan gelen sıca ve bir çift güzel söz her saçmalığı unutturuyor bana.
Burası gerçekten umduğumdan daha zormuş. Özellikle burası oldukça! Mesela çarşı. Resmen boynuna bağlanan bir iple salıveriyorlar ve saldıklarında bile belli yasaklar getirip zamanı gelince de geri çekiyolar boynundaki ipinden. Ama biliyorum çok güzel olacak hayatım. Aldığım destek çoğaldıkça ve düşüncelerim (imkansız) azaldıkça burası çok daha kolay geliyor.
Şu an bir internet kafedeyim etrafımda hala hiç tanımadığım ve tanıyamıcağım insanlar var. Mantıksızlık, yani askerlik bu derece tuhaf olduğunu bilseydim şu an emin olun Amsterdam'dan falan yazıyor olurdum, coffee shoptan :) Şu an sanki yıllar sonra ilk defa müzik dinliyormuş gibiyim o mahkum edici şarkılardan sonra :)
'Yakalanmadığın sürece her şey serbest' tek mantık bu ve ben de bu mantıktan ilerliyorum, napiyim yoksa geçmiyo zaman. İki tek atıyorum yatıp müzik dinliyorum. Müzik derken öyle eski Ziya şarkıları değil, bildiğin yada bilmediğin güçlü soydemir metin ışık vs. vs. vs.ama şu an 93,7 dinliyorum! Bekle beni herşeyin serbest olduğu dünya. Bekle beni başında emir vermeyen insanların olduğu dünya. Bekle beni 'koğuş kalksız' sabah uyanmaları. Bekle beni ABSOLUT!. Bekle beni ;)
Burası gerçekten umduğumdan daha zormuş. Özellikle burası oldukça! Mesela çarşı. Resmen boynuna bağlanan bir iple salıveriyorlar ve saldıklarında bile belli yasaklar getirip zamanı gelince de geri çekiyolar boynundaki ipinden. Ama biliyorum çok güzel olacak hayatım. Aldığım destek çoğaldıkça ve düşüncelerim (imkansız) azaldıkça burası çok daha kolay geliyor.
Şu an bir internet kafedeyim etrafımda hala hiç tanımadığım ve tanıyamıcağım insanlar var. Mantıksızlık, yani askerlik bu derece tuhaf olduğunu bilseydim şu an emin olun Amsterdam'dan falan yazıyor olurdum, coffee shoptan :) Şu an sanki yıllar sonra ilk defa müzik dinliyormuş gibiyim o mahkum edici şarkılardan sonra :)
'Yakalanmadığın sürece her şey serbest' tek mantık bu ve ben de bu mantıktan ilerliyorum, napiyim yoksa geçmiyo zaman. İki tek atıyorum yatıp müzik dinliyorum. Müzik derken öyle eski Ziya şarkıları değil, bildiğin yada bilmediğin güçlü soydemir metin ışık vs. vs. vs.ama şu an 93,7 dinliyorum! Bekle beni herşeyin serbest olduğu dünya. Bekle beni başında emir vermeyen insanların olduğu dünya. Bekle beni 'koğuş kalksız' sabah uyanmaları. Bekle beni ABSOLUT!. Bekle beni ;)
9 Ocak 2011 Pazar
Yeniden...
Tekrar gidiyorum ve tekrar alisma surecine giricem. Gercekten bu kadar zorlu olacagini yada bu kadar zorlastiracaklarini dusunmezdim. Simdi yanimda misil misil uyuyosun. Butun gece opucuklere bogdum seni belki farkindaydin belki degil. Gercekten en zor olan senden ayrilmak. Koca 4 gun gecti kisacik 1 saat gibi. Tek dilegim burdan cikinca, dun de konustugumuz gibi bir ileri boyutta gormek iliskimizi. Dun gece burda 16 Ocak yani 2. yil donumumuzu kutladik, biraz erken bir sekilde :) Seni hep sasirticam hep surprizlerle yasaticam bu hayati.
Mektubunun geldigi gunu hatirliyorum da o ne sevincti :) Tekrar tekrar yolla tamam mi?
Safak kaldi 125, gelicem...
Mektubunun geldigi gunu hatirliyorum da o ne sevincti :) Tekrar tekrar yolla tamam mi?
Safak kaldi 125, gelicem...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)