19 Mart 2011 Cumartesi
61 Sisli
Dün gece sislerin arasındaydım, tek başıma. Dumanların içinde dumanlıydım. Bir anda sisli havayı askerlik ve güzel havayı özgürlük gibi hissettim. Etrafa baktım göz gözü görmüyodu, gördüklerim ise yetmiyordu beni burdan uzaklaştırmaya. Daldım sisli havada ışıklara yani tek gördüğüme. Düşünemiyodum hiçbir şeyi. Bir süre öyle devam ettim ve sonra dedimki neden düşünemiyorum yoksa o yetimi de mi kaybettim. Düşünürken neden az önce birşeyler düşünmediğimi düşündüm :) Sonra malum 61 günü düşünmekten alıkoyamadım kendimi. Önce 61 günü sonrada geride kalan 94 günü düşündüm. Burada geçen zaman içinde neler yapmışım ne şekilde zaman geçirmeye çalışmışım ama geçmiyor! Şimdi diceksiniz 94 gün geçmiş ne alaka böyle diyosun. Zaman bu bir şekilde geçiyor önemli olan vakit ilerlerken sende bıraktığı izlerdir, bence. Doğduğumdan beri 27 yıl geçti ama 12 Aralıktan beri 94 gün nasıl zorlu geçti anlatamam. Başıma gelmeyecek şeyler geldi, nefret ettiğim şeylerle yüzleştim, yapmayacağım şeyler yaptım, yemeyeceğim yemekleri bile yemeye çalıştım :) Yazmak tek çıkar yolum oldu. Yazdıkça başıma gelenleri hatırlıyorum, hatırladıkça günlerin geçtiğini anlıyorum. Ama bıraktığı izleri hala anlayamıyorum ki eminim özgürlüğe kavuşamadan da anlayamicam. Sisli bir gecede yaşadım tüm bu yazılanları. Tekrar görüşürüz, ama ne zaman bilmiyorum...
7 Mart 2011 Pazartesi
tekrar güle güle
yarın bu saatlerde hücremde olucam. gitmeden son bir şeyler yazmak istedim. yine 4 saatmiş gibi geçen 4 koca gün ama ne günlerdi! ben tahminlerimin doğruluğundan yorulmaya başladım. bazen diyorum kendi kendime acaba doğaüstü bir güce mi sahibim? ama ben, kendimi bildim bileli "doğaüstü gücün olsa ne olmasını isterdin ?" sorusuna hep "zamanı durdurup, ileri-geri almak" yanıtını verirdim. çünkü o güce sahip olsaydım yaşanan kötülüklerin önüne geçeceğimi düşünürdüm. ama bende doğruluk olasılığı yüksek tahmin yeteneği var ve bundan kurtulmak istiyorum. hayatımı etkilemeye başladı ve insanların yalanlarını anlamaktan yoruldum. o yüzden diyorum belki de bu zamana ait değilim diye. şimdi gidiyorum ve tekrar geldiğimde yalansız olmasınuı ümit ediyorum.günler,haftalar belki de aylar sonra görüşmek üzere yalansız dünya...
3 Mart 2011 Perşembe
okumayin!
hic blog yazipta okunmasini istemediginiz oldu mu? ya da bu dunyada bir esinizin olmadigini dusundugunuz? yada daha da abartiyim bu dunyada eger bir peygamber varsa onun siz oldugunuz dusuncesi olustu mu hic beyninizde? yada bile bile lades dediginiz? yada hapishanedeyken beyninizi kemiren dusuncelerin sartli tahliye gibi bir seyle serbest kalip, disari ciktiginizda bu kemiren dusuncelerin gercek oldugunu gordugunuz ve daha sonrasinda tekrar iceri alinip hucreye gireceginiz hem de bu gercekle? ben eminim bunlarin hepsi basiniza gelmistir ama hepsi ayni anda ayni donemde yada ayni gun icinde olmamistir.. eger olduysa zaten yazabilecek tek insan sensin!
cok sevdigi bi sozum vardi "bazen dakikalarla kavga ederken bazen gunlerle arkadas oluyordum" degistirmenin zamani geldi "bazen dakikalarla kavga edip gunlerle arkadas oluyordum ya artik aylarla kavga edip kimseyle arkadas olamiyorum" begendin mi bakalim bu sozumu de?
su an 2 bucuk aydir hayalini kurdugum yerde hayalini kurdugum insanlayim (yanlis anlasilmasin hayalimdeki hep o idi sadece hayalini kurdugum andayim) ve yapmam gereken hayallerimi gerceklestirip o yemek yaparken arkasina gecip dunyanin en guzel yanagina opucuk kondurmak, sarilarak..ama ayni kutuplu miknatislar gibi itiyor beni.
beni tekrar cekebilmesi icin ne istemeliyim, ne istesem de yapar mi acaba? peki ben o hucredeyken nasil uyucam? nasil rahat rahat yurucem? nasil gunlerimi geciricem? nasil bu bedenin yasamina devam edebilmesi icin yardimci olucam? nasil nefes alicam ya nasil?
bundan sonraki cumlelerim sana Tanrim. lutfen artik ugrasilmasin benle. ben ne istediysem tersinin verilmesi neden? ben bi insana ki ilk insana adamisken kendimi neden bunlarla yuzlestiriyorsun beni? ben insanlardan duydugumda kusma derecesine geldigim seyleri bana neden yasatiyosun? bak bu cumlemi artik lutfen uygula ya beni bir daha istemedigim seylerle karsilastirmayin yada beni yanina al orda bunlari izliyim lutfen... vazgectim istegimden daha dogrusu karsilastirma istegimden digerini yap ve al yanina bu lanet dunyayi icindeki pislige batmadan izlemek istiyorum yukardan!!
ben simdilik gidiyorum ama tekrar gorusmek istemiyorum cunku yukari senin yaninda bu olanlari izlemek isteyerek gidiyorum. kendinize iyi bakin ve bu dunyanin pisligine bulasmamaya, bulasanlardan da uzak durmaya bakin yoksa caresiz hastaligin pencesine dusmus olursunuz eger kalacak olursaniz sans yaninizda olsun.
cok sevdigi bi sozum vardi "bazen dakikalarla kavga ederken bazen gunlerle arkadas oluyordum" degistirmenin zamani geldi "bazen dakikalarla kavga edip gunlerle arkadas oluyordum ya artik aylarla kavga edip kimseyle arkadas olamiyorum" begendin mi bakalim bu sozumu de?
su an 2 bucuk aydir hayalini kurdugum yerde hayalini kurdugum insanlayim (yanlis anlasilmasin hayalimdeki hep o idi sadece hayalini kurdugum andayim) ve yapmam gereken hayallerimi gerceklestirip o yemek yaparken arkasina gecip dunyanin en guzel yanagina opucuk kondurmak, sarilarak..ama ayni kutuplu miknatislar gibi itiyor beni.
beni tekrar cekebilmesi icin ne istemeliyim, ne istesem de yapar mi acaba? peki ben o hucredeyken nasil uyucam? nasil rahat rahat yurucem? nasil gunlerimi geciricem? nasil bu bedenin yasamina devam edebilmesi icin yardimci olucam? nasil nefes alicam ya nasil?
bundan sonraki cumlelerim sana Tanrim. lutfen artik ugrasilmasin benle. ben ne istediysem tersinin verilmesi neden? ben bi insana ki ilk insana adamisken kendimi neden bunlarla yuzlestiriyorsun beni? ben insanlardan duydugumda kusma derecesine geldigim seyleri bana neden yasatiyosun? bak bu cumlemi artik lutfen uygula ya beni bir daha istemedigim seylerle karsilastirmayin yada beni yanina al orda bunlari izliyim lutfen... vazgectim istegimden daha dogrusu karsilastirma istegimden digerini yap ve al yanina bu lanet dunyayi icindeki pislige batmadan izlemek istiyorum yukardan!!
ben simdilik gidiyorum ama tekrar gorusmek istemiyorum cunku yukari senin yaninda bu olanlari izlemek isteyerek gidiyorum. kendinize iyi bakin ve bu dunyanin pisligine bulasmamaya, bulasanlardan da uzak durmaya bakin yoksa caresiz hastaligin pencesine dusmus olursunuz eger kalacak olursaniz sans yaninizda olsun.
19 Şubat 2011 Cumartesi
85
Uzun süreden sonra yine karşındayım..Bügunden sonra ya 85 ya da 30 var tamamen özgürlüğümü kazanmama.Burada yaptığım şeyin bir amacı var biliyor musunuz? Minik tek amaç. O'na kavuşmak burdaki yegane amacım diyebilirim. Nasıl günler mi geçiriyorum? Oldukça zor günler geçiriyorum ama bu zor günlerin içerisinde, o lanet mavi ahizeli telefondan gelen sıca ve bir çift güzel söz her saçmalığı unutturuyor bana.
Burası gerçekten umduğumdan daha zormuş. Özellikle burası oldukça! Mesela çarşı. Resmen boynuna bağlanan bir iple salıveriyorlar ve saldıklarında bile belli yasaklar getirip zamanı gelince de geri çekiyolar boynundaki ipinden. Ama biliyorum çok güzel olacak hayatım. Aldığım destek çoğaldıkça ve düşüncelerim (imkansız) azaldıkça burası çok daha kolay geliyor.
Şu an bir internet kafedeyim etrafımda hala hiç tanımadığım ve tanıyamıcağım insanlar var. Mantıksızlık, yani askerlik bu derece tuhaf olduğunu bilseydim şu an emin olun Amsterdam'dan falan yazıyor olurdum, coffee shoptan :) Şu an sanki yıllar sonra ilk defa müzik dinliyormuş gibiyim o mahkum edici şarkılardan sonra :)
'Yakalanmadığın sürece her şey serbest' tek mantık bu ve ben de bu mantıktan ilerliyorum, napiyim yoksa geçmiyo zaman. İki tek atıyorum yatıp müzik dinliyorum. Müzik derken öyle eski Ziya şarkıları değil, bildiğin yada bilmediğin güçlü soydemir metin ışık vs. vs. vs.ama şu an 93,7 dinliyorum! Bekle beni herşeyin serbest olduğu dünya. Bekle beni başında emir vermeyen insanların olduğu dünya. Bekle beni 'koğuş kalksız' sabah uyanmaları. Bekle beni ABSOLUT!. Bekle beni ;)
Burası gerçekten umduğumdan daha zormuş. Özellikle burası oldukça! Mesela çarşı. Resmen boynuna bağlanan bir iple salıveriyorlar ve saldıklarında bile belli yasaklar getirip zamanı gelince de geri çekiyolar boynundaki ipinden. Ama biliyorum çok güzel olacak hayatım. Aldığım destek çoğaldıkça ve düşüncelerim (imkansız) azaldıkça burası çok daha kolay geliyor.
Şu an bir internet kafedeyim etrafımda hala hiç tanımadığım ve tanıyamıcağım insanlar var. Mantıksızlık, yani askerlik bu derece tuhaf olduğunu bilseydim şu an emin olun Amsterdam'dan falan yazıyor olurdum, coffee shoptan :) Şu an sanki yıllar sonra ilk defa müzik dinliyormuş gibiyim o mahkum edici şarkılardan sonra :)
'Yakalanmadığın sürece her şey serbest' tek mantık bu ve ben de bu mantıktan ilerliyorum, napiyim yoksa geçmiyo zaman. İki tek atıyorum yatıp müzik dinliyorum. Müzik derken öyle eski Ziya şarkıları değil, bildiğin yada bilmediğin güçlü soydemir metin ışık vs. vs. vs.ama şu an 93,7 dinliyorum! Bekle beni herşeyin serbest olduğu dünya. Bekle beni başında emir vermeyen insanların olduğu dünya. Bekle beni 'koğuş kalksız' sabah uyanmaları. Bekle beni ABSOLUT!. Bekle beni ;)
9 Ocak 2011 Pazar
Yeniden...
Tekrar gidiyorum ve tekrar alisma surecine giricem. Gercekten bu kadar zorlu olacagini yada bu kadar zorlastiracaklarini dusunmezdim. Simdi yanimda misil misil uyuyosun. Butun gece opucuklere bogdum seni belki farkindaydin belki degil. Gercekten en zor olan senden ayrilmak. Koca 4 gun gecti kisacik 1 saat gibi. Tek dilegim burdan cikinca, dun de konustugumuz gibi bir ileri boyutta gormek iliskimizi. Dun gece burda 16 Ocak yani 2. yil donumumuzu kutladik, biraz erken bir sekilde :) Seni hep sasirticam hep surprizlerle yasaticam bu hayati.
Mektubunun geldigi gunu hatirliyorum da o ne sevincti :) Tekrar tekrar yolla tamam mi?
Safak kaldi 125, gelicem...
Mektubunun geldigi gunu hatirliyorum da o ne sevincti :) Tekrar tekrar yolla tamam mi?
Safak kaldi 125, gelicem...
8 Aralık 2010 Çarşamba
Belirsiz Yolculuk
Bir süredir evde pineklemekten sıkılmış durumdayım. Ayrıca tek derdim de bu değil beklemedeyim. Beklemek beklemek bu kadar zor olmamalı, bu kadar zorlaştırılmamalı yapılması gereken bişey yapılacaksa. Belirsiz bir yere yolculuk için hazırlandım. Alacaklarımı aldım, her şeyi tam aldığımı düşünerek beynimi hazırlamaya başladım. En uzun süren de bu oldu çünkü hala başaramadım. Tam başardım dediğim an birden biri yada birileri geliyo aklıma sil baştan almak zorunda kalıyorum. Bunu başaracağım zamanı da biliyorum ama erkene çekemiyorum bu zamanı. Tek bildiğim bir çok şeyi başardığımız gibi bunu da başaracağımız. Başaracağız çünkü tek olmadığımı biliyorum ya bu belirsizliğin içinde, bunun gücü var ya içimde yetiyor bana. Hayatımdaki son engeli aşıyorum ve umuyorum bu yazıyı ben yokken okursun. Herşey çok güzel olacak...
4 Ağustos 2010 Çarşamba
Bırakıp gidicem seni bir gün İstanbul!
İstanbul, bu başlığı senden korktuğum için atmadım. Senden kaçarak gitmicem, gitmek istediğim için bırakıp gidicem. Zamanımı nasıl geçirdiğimi anlamıyorum, anlamak için gidicem. Yaşlanmaktan korkmuyorum, yaşlanırken yaşadıklarımdan zevk almak için gidicem. Kalabalığından korkmuyorum, zihnimdekileri dinleyebilmek için gidicem. Günahlarından çekinmiyorum, günahlarımı da sevaplarımı da alıp gidicem.
Ayrılırken mutlu olacağım ilk günü bekliyorum..
Ayrılırken mutlu olacağım ilk günü bekliyorum..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)